Hasanpaşa araya sıkışmış görüntüsü veren bir semt. Kadıköy'le çevreyolu arasında sıkıimış görüntüsü ile insan çok fazla şey beklemiyor. Yanıldığımı yeni anladım. Bu semtten yürüyerek geçtiğinizde çok zengin bir yemek kültürü ile karşılaşıyorsunuz. Özgün Antakya mutfağı iddiasındaki lokantaya da, sadece tulumba tatlısı yapan küçük bir dükkana rastlamanızda mümkün. Güler Osmanlı Mutfağı'na da semtten geçip giderken rastladım. İyi ki durmuşum. 1965 yılından beri hizmet vermekle övünen bu mekan, her özenli mekan gibi bir kadın tarafından işletiliyor. Gözü yormayan , abartıya kaçmayan ve Osmanlı estetiğini yansıtıyor. Bu estetiğin dozu sadece varak kaplı plazmada kaçmış, onun dışında masaların ahşabından, menüye kadar ayrıntılara dikkat edilmiş.
Zamanım kısıtlı olduğu için menünün ayrıntılarına girme fırsatım olmadı. Bir güveçte çayeli kuru fasulye ısmarladım; bir de özel demirhindi şerbetinden içtim. 40 çeşit baharat katılarak hazırlanan özel bir şerbet ve damakta müthiş bir tadla birlikte kalıcı bir ferahlık bırakıyor. Güveçte fasulyeye diyecek laf yok. Daha uzun vaktim olsaydı özel "Osmanlı" pidelerinden ve camekanın arkasındaki nefis görüntülü ev yemeklerinden de tadmak isterdim ama nasip olmadı. Bir dahaki sefere.
Bu kaliteli ve hesaplı mekana , vaktim olduğu bir zaman bir kere daha uğramak farz oldu. Siz bu arada mekanın web sitesinden daha ayrıntılı bilgi edinebilirsiniz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder