Pazar, Temmuz 12

Ortaköy'den iki Başarısız Pazarlama Yöntemi

Ortaköy insanın kanını ısıtan bir meydan. Geniş olmamasına rağmen, cami, deniz, iskele ve insanların muhteşem bir oranda barındığı, kedileri ve köpekleri ile insanı yormayan bir cümbüş havası var meydanda. Bu meydanın en eski mekanları ise kahvehaneleri. Klasik bir mahalle kahvesi olarak başlayıp, meydanın kitlesine uyum sağlayarak dekorlarında değişiklik yapan mekanlar burası. Oturma düzenleri normal kahvehanelere kıyasla daha şık. Caminin hemen dibinde konuşlanmış bu mekanların en büyük dezavantajları ise kahvenin önünde durup içeri müşteri çekmek için çığırtkanlık yapan tipler. Bir mekan kendini pazarlamak adına bu kadar itici olabilir. Onlara doğru yöneldiğiniz an önünüzü kesip, "abi masamız mevcut" diye size yapışan bir kişinin mekanına girer misiniz? Ben girmemeye yeminliydim ama bugün boş bulunup bizim hatun ve baldızlar öndeki boş masalardan birine oturduk. Sadece çay istediğimiz için somurtan yüzü aştıktan sonra caminin ve deniz manzarasının keyfini çıkarmaya başlamıştık ki çayların bittiğini gören bir diğeri hemen yanımıza yanaşıp, "içer misiniz?" diye sorma zahmetine bile girmeden masaya çay bırakmaya başladı ki, ikincisinde ancak durdurabildik. Ve dört kişi altı çay , iki suya 23 YTL ödeyip çıktık. Düşündüm de; bu "otantik" görünümlü kahvede güya daha ucuza böyle ucuz muamele göreceğime, daha gerideki daha pahalı ama nezih mekanlardan birine oturup(Çaydanlık, House, vs.) dört kişi dört dilim kek/pasta, dört çaya 40 YTL veririm ve adam gibi rahatsız edilmeden otururum. Ortaköy'ün kahvelerinin bu itici huyundan vazgeçmesi ; bu yöntemin iyi bir pazarlama yöntemi olmadığını görmesi gerekiyor.
Ortaköy'den çıkışta bir diğer kötü pazarlama örneğine rastgeldik. Sokaklarda kurulan tezgahlarda onlarca küçük girişimci incik-boncuk, takı satıyor. Hepsinin başında üç beş kişi, ellerine alıp oynadıkları bu incik-boncuklarla ilgileniyor. Fakat hemen bu tezgahların yanıbaşında içine ve dışına hayli masraf yapıldığı anlaşılan Ortaköy Takı Merkezi diye bir dükkan var. Dükkanın önüne cam camekanlar çıkarmışlar ve içinde takılarını sergiliyorlar. Fakat resimde gördüğünüz üzere dükkanın önü boş. Hemen aşağısındaki tezgahlar ise insan dolu. Sizce bu kadar gösterişe rağmen bu başarısızlığın sırrı ne?

Cevabı Ortaköy'ün dokusundaki samimiyette gizli. Ortaköy'ün sokaklara serilmiş tezgahlarında insanların satın alacakları incik-boncuk, takıyı, kumaşı evire çevire dokunarak alıyor. Sen;daha gösterişli olacak diye o takıları camın arkasına yerleştirirsen, dükkanın istediği kadar şık olsun resimde görüldüğü üzere sinek avlarsın. İnsanlar cam arkasından gördükleri ve "şunu da çıkarır mısınız, bunu da çıkarır mısınız?" demek zorunda kalacakları takıları değil, istedikleri gibi dokunup ,satıcı ile muhatab olmadan terkedebildikleri tezgahları tercih eder.  Yılışık veya satış sürecine aşırı müdahil satıcı her zaman kaybeder. Bu meydandaki kahve için de, sokak arasındaki lüks takıcı için de geçerli. Bizden söylemesi.

1 yorum:

Adsız dedi ki...

bahsettiğiniz mekana bazen uğruyorum çok çeşitli ve kaliteli ürünler var ortaköyde benzerini görmedim ..